|
Cumhuriyet yıllarına kadar yörede, erkekler için, koyun yününden kuy denen dokuma tezgahlarında dokunmuş " şal" yün kumaştan dikilen şal-çokka giyilirdi. şal-çokka da pantolon, şalvar biçiminde, paçaları aşağıya doğru daralan, ayak bileğinde çok dar, belde ise arkada koç başını andıran çok geniş bir fazlalık mevcuttur. Yan dikişlerinde elde dokunmuş kaytan geçirilmiş, belde aynı şekilde kaytanla bağlanan giysidir.üstte ise ceket yerine giyilen cepken, uzun kollu , iki yandan geniş cepleri , ceplerin içinde görünecek bir şekilde fişeklikleri olan belde yine elde dokunmuş kaytanla sıkıca bağlanan giysidir. Fişekliklere dolu yada boş bile olsa gözükmesi için fişekler doldurulmuştur. Başta yine şal kumaştan yapılmış, bağlanan kısımlarının sağa ve sola doğru uzatılan kabalah denen bir giysidir. Ayakta yine elde dokunan çok ince ve itina ile örülmüş yün çorap, ayak ta ise çarık giyilirdi. İçte ise evlerde bezden dikilen don- köynek giyilirdi. Daha sonra şal-çokka yerine kilot pantolon- ceket giyilmeye başlanmıştır.
Bayanlarda ise ayak da yine yün çorap, çarık, içten şalvarı andıran astarlı dikilen tuman yada dizlük denilen giysi, üstüne arkadan eteklik , üzerine kuşak, önden şal dan yapılmış peştemal giyilmiştir. üstte ise belde eteklikle peştemalın içine kapatılan, önden göyüs kısmı düğme yada çıt- çıt lı kofta yada boylama- kaftan giyilir. Kaftan giyilse de kuşak ve peştemal bağlanılır. Bele gümüş kemer takılır. Baş ta ise kenarları oya yada cimpul süslemeli tülbent örtülür.

|