|
Köyümüzün ormanlarla kaplı olması, ağaç işçiliğine dayalı el sanatlarının gelişmesinde büyük etken olmuştur. Tarım aletlerinden, dokumaya; kızaktan, masa, yemek yediğimiz , çanak ve kaşığa , bebekken yatırıldığımız beşiğe kadar her alanda ağaç işleri yapılmakta idi.Topraktan pileki , güveç gibi eşyalar yapılmakta olup, yine kuy denilen yerli tezgahlarda dokunan çeşitli yün giysiler şal kumaş,tezgahlarda kilim, halı, seccade, çorap, tozluk, papak, kaşkol, eldiven, ve cecimler, el tezgahlarında dokunup yöre özelliğini taşımaktadır. Kıldan bükülen ip (Urgan) Bölgede eskiden yaygın olarak kullanılan çarık, kamyon lastiği yapımının yanında , kalaycılık,demircilik, nalbantçılık, gibi bir çok el sanatları yapılmakta idi. Köyümüzün şALCI ismini almasının nedeni olan şal (Yün kumaş) Dokumacılığı: Yörede en güzel şal kumaşların şalcı Köyünde dokunması nedeniyle Köyümüzün ismine şalcı denmiştir.
Yöre koyunlarının, özel seçilmiş yünü alınarak, yıkanıp kurutulur. Elde, iğle eğrilerek iplik haline getirilir. Ancak, bu işler çok özen ve itina ile yapılmaktadır. özellikle yün, çok ince eğirilir. Eğrilen iplikler, kolay kopmaması için, çıkrıkta bükülür. Daha sonra ne kadar kumaş dokunacaksa, o kadar uzatılır. Kücü- tarağa alınır ve kuy; denilen dokuma tezgahına aktarılır. Geçirmelik ipliği de eğrilip hazırlanarak, bu tezgahta dokunur. (Kücü-Tarak, şalın tezgahında dokunmasına yarayan bir düzenektir.) Dokuma işlemi biten şal, tezgahtan alınıp düz (Salma) dokunmuşsa özel boya ve (Morkan) kızıl ağaç kabuğu kaynatılarak hazırlanan boya ile boyanır. Düz şallar siyaha boyanır. Dokunan şal ( (örmak-Kuşgözü) dokunmuşsa bu kumaş kendinden doğal siyah ve beyaz yünden dokunmuştur, boyanmaz. Yani yörede, şal kumaş örmak ve Salmak olmak üzere iki çeşit dokunur. Dokunup tezgahtan alınan şal, Rakuna denen özel yapılmış bir tezgahta, yanı başında bol miktarda kaynatılan su ile ıslatılarak tepilir, düzeltilir ve dikime hazırlanır. Bu kumaşların özellikle, siyah ve düz olanlarından kadınlar peştamal, erkekler ise iki çeşidinde de takım elbise, pantolon ve ceket diktirerek giyerlerdi. Yöremizde dokunan ve üretimi günümüzde yok olmaya yüz tutmuş bu kumaşlar, saf koyun yününden yapılmıştır. çok geç ıslanır, erken kurur, çok sıcak tutar. En ağır kış şartlarında dahi paltosuz bile giyilebilir. özellikle romatizma hastaları tarafından tercih edilen bu giyecek, dünyada eşine rastlanmayan çok özel bir kumaştır.
Kilim Dokumacılığı: Kilim dokuma işi, şal dokumacılığı gibi nereden geldiği, ne zaman başladığı bilinmemektedir. Ancak, bütün ihtiyaçlarını kendisi üreten şavşat halkı, kilim dokumacılığını da ihtiyaçtan dolayı dokuduğu kesindir. Odaların (Kedel) duvarlarını süslemek sedir(sevki)ye ve odaların tabanlarına sermek için kullandığı kilimlerini, yöre koyununun yününden, desen, desen dokumuştur. Bu koyunların, özel seçilmiş yünleri alınarak, yıkanıp kurutulduktan sonra özel yapılmış demir yün tarama tarağında taranarak iplik olacak iyi kısımları ayıklanır. Taranan yünler, iğle eğrilerek çıkrıkta bükülür. Dokunacak kilimin desenine göre hazırlanan kelefler özel boyalarla, (doğal kök boyaları) ile boyanır. Ayrıca uzatma için hazırlanan ipliklerde büküldükten sonra, kilim tezgahına uzatılır. Geçirlemik boyanan iplikler, elle, küçük , küçük kelefler (şip) sarılır. Tasarlanan desende kilim dokunur. Atılan ilmikler kirkit vurularak sıkıştırılmak suretiyle kilim dokuma işlemi tamamlanır. Bu yörede dokunan kilimlerin desenlerinin ayrı, ayrı isimleri vardır. Bunlardan bazıları şöyledir: Musa Beg, Yedi Bela, Mendil Alacası, Göbekli, Yapraklı, çarhlı Kilim, Veysel Nakışı, Kalata Nakışı, Halı Alacası gibi.
 Cecim Dokumacılığı: Cecim dokuması için, kilim dokuması iplikleri gibi koyun yünleri alınır. Yıkanıp, kurutulduktan sonra taranır. İğle eğrilen iplikler, çıkrıkla büküldükten sonra, desenine göre boyanır. Kaç metre dokunacaksa, yerde veya dolapta uzatılır. Kücü tarağa alınarak dokuma tezgahı (kuy) na aktarılır. Geçirmelik iplikler, mekiğe (Mako) sarılıp dokunur.
 Halı dokumacılığı: Halı da yöre koyunlarının yünü, alınır yıkanıp kurutulduktan sonra eğrilip,bükülür, kök boyalarla boyandıktan sonra halı tezgahında dokunur. Ayrıca halı yastık, heybe de dokunur.

EL İşLERİ : a- Oya yapma, b- Dantel yapma, c- Kanaviçe yapma, İp Bükme (Mazmancılık) Keçilerin kılı alınır. Yıkanıp kurutulduktan sonra, yün tarama tarağında taranır. Hazırlanan kılı, ustası (mazman) denen bir aletle büker. İpler, istenilen kalınlık ve uzunlukta çok iyi sıkılmak suretiyle ip bükülmüş olur. Demircilik: Demirci ustaları, yöre halkının kullandığı balta, kazma, soba ve soba borusu, değirmenin demir aksamları, hayvan nalı ve çivisi gibi , gerekli demir aksamı malzemeler yapmakta iken, bu el sanatları da yok olmaya başlamıştır.
 çömlekçilik: Yöremizde çömlekçilik çok fazla yapılmamaktadır. İnsanlar kendi ekmeğini pişirdiği pileki, güveç gibi bazı toprak kaplar yapmışlar.
Kalaycılık: Yörede çok eski yıllarda kullanılan toprak kapların yerini bakır kapların alması , kalaycılığın da gelişimini sağlamıştır. Kullanıldıkça kalayı giden, as.tabak,tepsi,sini, tencere, kazan gibi kullanılan bakır kaplar, kalaycılar elinde kalaylanmış. Kalayı giden kaplar alınarak pileki kırığı (kesikoh) dövülerek iyice silinir, temizlenir. Temizlenen kapları kalaycı ustaları kalaylarlar.

Nalbantlık: Engebeli ve taşlık olan arazide , yük taşımada, binmede kullanılan yük hayvanlarının tırnakları yıpranıp koptuğundan, bu hayvanların tırnaklarına nal çakılır. Nalını ve çivisini yörede ki demirci ustaları yaparlar. Yapılan nalları da ; Yük hayvanlarının tırnaklarına, yöredeki nalbantlar çakar. Yük taşıma da koşulan hayvanlar ve binmede kullanılan atların tırnaklarının yıpranmasını önler.

Su Borusu Yapımı ( PöHRENççİLİK) Yörede demir veya plastik borunun olmadığı yıllarda, insanlar içme sularını ağaç borularla getirmişler. Boru olabilecek çam ağaçları kesilerek, ustalarınca yani pöhrenkçiler tarafından poshi burği denen 130 - 150 cm uzunluğundaki burgularla delinir. Diğer burgularla da zivana denen biri birine takılma yerleri yapılır. Kanal açılarak, hazırlanan ağaç boruların döşenmesi ile su getirilir.
|